AFT

Ağız içi ülserler-Aft

Timuçin-Kaşifoğlu
PROF. DR. TİMUÇİN KAŞİFOĞLU
OSMANGAZİ ÜN. TIP FAKÜLTESİ
ROMATOLOJİ BİLİM DALI
ESKİŞEHİR

Aft, ağız mukozasının en yaygın şikayetlerinden biridir. Tekrarlayan aft sıklığı %20 -25 civarında bildirilmektedir. Klinik tabloları, çok sayıda, tekrarlayan, küçük, yuvarlak veya oval şekilli sınırları çevrelenmiş, farklı boyutlarda bulunan kırmızımsı hareli ülserlerle karakterizedir. Tekrarlayan aftlar hem hasta hem de hekim açısından tanı ve tedavi sırasında sıkıntı yaratmaktadır. Ağız içi hem mide-bağırsak sisteminin başlangıcı olması hem de dış çevre ile olan yoğun teması nedeniyle pek çok bölgesel ve sistemik hastalığın bulgularının görüldüğü bir alandır. Ağız içi ve çevresinde görülen lezyonlar çok iyi bir ayırıma tabi tutulmadan aft olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle bu bölgeyi ilgilendiren lezyonlarda öncelikli olarak yapılması gereken lezyon görünümünün aft ile uyumlu olup olmadığının anlaşılmasıdır. Eğer gerçekten aftöz bir lezyon ise sistemik bir hastalığın bulgusu yada bölgesel iyi veya kötü karakterli bir hastalığa bağlı olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Ağız içi afta neden olabilecek sebepler gözden geçirildiğinde:
Tekrarlayan aftöz stomatit terimi ağız ile sınırlı ve sistemik hastalık olmadığında görülen tekrarlayan lezyonlar için kullanılmaktadır. Aftlar tipik olarak çocuklukta başlar ve sıklıkla hastaların ailesinde aft öyküsü mevcuttur. 40 yaşın altındaki bireylerde, sigara içmeyenlerde ve yüksek sosyo ekonomik düzeye sahip olanlarda daha sık görülebilmektedir. Yatkınlığı olan bireylerde, ağız içi travma, nedeni bilinmemekle beraber sigaranın bırakılması, stres, bazı besinler, adet dönemine bağlı hormonal değişiklikler aft oluşumuna neden olabilmektedir.

Hastanın öyküsü ve aftın görünümü tipik ise, tanı için laboratuar testlerine çok fazla gereksinim olmayacaktır. İlk kez görülen hastalarda tam kan sayımı, folik asit, vitamin B12, serum ferritin düzeyi bakılabilir. Daha ileri laboratuar incelemeler eğer varsa şüphelenilen bir hastalık üzerine yoğunlaşmalıdır. Ülkemizde tekrarlayan oral aftların önemli nedenlerinden biri Behçet hastalığıdır.

Behçet hastalığı aftın yanı sıra zengin klinik özelliklere sahiptir. Kadın ve erkek genital bölgesinde ülsere yaralar, damar tıkanıklığı, gözde görme kaybı ve kızarıklık ile seyreden üveit tablosu, çıban benzeri büyük sivilceler Behçet hastalığının diğer klinik bulgularıdır. Aft dışında bu bulgulardan birisi mevcut ise bir romatoloji doktorunun değerlendirmesi gerekmektedir.

Çok sayıda viral enfeksiyonun seyri sırasında ağız içinde ülsere lezyonlar görülebilir. En sık viral neden uçuk virüsü olarak da bilinen Herpes Simplex virüs tip 1’dir (HSV-1). Etkilenen bireylerde ağız içinde yaygın, küçük ve yüzeyel aftlar görülür. Bunlar sıklıkla on gün içinde iz bırakmadan iyileşir.

Vitamin ve mineral emiliminde eksiklik yaratan Çölyak hastalığı da aftlara neden olabilir. Bazı besin maddeleri aft oluşumunu kolaylaştırabilir. Hastanın fark ettiği besin maddeleri dışında, fındık içeren materyallerin, asitli içeceklerin, domates, çilek ve turunçgillerin, aşırı tuz ve baharat içeren besin maddelerinin aft oluşumunu kolaylaştırabileceği bilinmelidir.



Bu yazı 1500 kez okundu.
Tags: