Ankilozan Spondilit

Prof. Dr. Ömer Nuri Pamuk
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı

Ankilozan Spondilit hakkında bilgi verir misiniz?

Ankilozan Spondilit (AS) halk arasında iltihablı bel romatizması olarak bilinmektedir. Esas olarak sakroiliak eklem ve omurgayı etkileyen kronik bir hastalıktır. Sakroiliak eklem ilk tutulan eklemdir. Bu eklem omurganın alt kesimi ile leğen kemiği arasında yer alır. Hastalığın ilerlemesiyle omurgadaki tüm bölgeler boyun eklemine kadar  etkilenebilir. Zaman zaman diz, ayak bileği gibi diğer eklemler, göz gibi organlar da etkilenebilir. Hastalık yavaş seyirli başlayan bel-sırt ve kalça ağrısına neden olur, gece ağrısı ve sabah tutukluğu en önemli yakınmalar arasında yer alır. Omurganın alt kesiminden başlayarak disklerin kenarlarında, bağların yapışma yerlerinde inflamasyon (iltihap) oluşur ve zamanla ilginç bir şekilde bu bölgede kemikleşmeler gözlenir. Zamanla bel bölgesinden başlayarak boyun bölgesine kadar tüm omurgadaki bağlar, diskler  kemikleşir ve omurga adeta tek kemik halini alabilir. Bu durumda ağrı yanında hastanın hareketlerinde de belirgin kısıtlılık oluşur.  

Tüm hastalarda bu hareketsizlik, kemik birleşmesi bulguları gözlenir mi?
Hastaların yaklaşık %70-80’i uzun dönemde kendi başlarına hayatlarını devam ettirebilir ve çok az kısıtlılıkları vardır. Bir kısım hastada belli alevlenme dönemleri dışında hastalık iyi seyredebilir.  Ancak hastaların %20-30’unda uzun dönemde sonuçta ciddi kısıtlılık gelişebilir. Erkek cinsiyet ve erken yaşta hastalık başlayanlarda kısıtlılık olma eğilimi daha belirgindir. Hastaların çoğu çalışma hayatlarına devam edebilirler. Özellikle yeni ilaçların devreye girmesiyle hastaların kısıtlılıkları ve işgücü kayıplarında belirgin düzelmeler olmuştur. 

Hastalığın tam olarak şifası mümkün müdür?
Günümüzde ankilozan spondilit için tam şifayla iyileşme, hastalığın yok olması diye birşey söz konusu değildir. Ancak elimizde farklı ilaçlar ve tedavi alternatifleri bulunmaktadır. Tedavide amacımız gece ağrısı, sabah sertliği gibi önemli yakınmaları düzeltmek ve ağrıyı gidermekle birlikte hastalığın ilerleyici özelliğinden hastaları korumaktır. Özellikle son yıllarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni ilaçların güncel pratikte kullanılması hastalıkta tedaviye bakışı tamamen değiştirmiştir.   

Ankilozan Spondilit'in tedavisinde neler yapılmaktadır?
Hastalığın bulgularına göre ilaç tedavisi şikayetleri önemli ölçüde geriletir. Ancak tedavide egzersiz, uygun postürün sağlanması da en az ilaç tedavisi kadar önemli yer tutar.

Tedavide hangi ilaçlar kullanılmaktadır?
Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAID) dediğimiz halk arasında ağrı kesici denilen ilaçlar halen hastalığın tedavisinde önemli yer tutar. Ancak bilinmesi gereken önemli bir nokta bu ilaçların ağrı kesici etkileri yanında hastalıkta önemli rolü olan iltihabı giderici etkilerinin olmasıdır. Tedavide bu ilaçlar basit ağrı giderici etkilerinin üzerinde daha yüksek dozlarda etkili olurlar. Ağrı ve tutukluğun tedavisinde bu ilaçlar oldukça etkilidir. Diğer önemli bir nokta bu ilaçların bazen bireylere göre farklı etkileri olduğu, bir hastada biri etkiliyken diğer hastada diğer NSAID’nin etkili olabilmesidir. Bu nedenle bir NSAID bir hastada etkisizse diğeri denenmelidir. Bu ilaçlar hastalığın her döneminde etkili olmakla birlikte en büyük sorun bu ilaçların yan etkileridir. Mide yakınmalarına neden olmaları, kanama riskini arttırmaları ve böbrek problemine neden olmaları en önemli yan etkileridir. Bu nedenle bu ilaçların mutlaka doktor kontrolünde ve önerilen doz aralığında kullanılması, problem olduğunda takip eden doktorun bilgilendirilmesi önemlidir. Burada sık yapılan hatalardan biri özellikle takip eden doktor dışı kişilerin önerisiyle birden fazla NSAID alınmasıdır, ki bu durum sadece yan etkileri arttırır, etkide bir değişikliğe yol açmaz. Diğer bir hatada ağrısı, tutukluğu olan hastanın doktor tavsiyesine rağmen uygun dozda ilaç almaktan çekinerek tedaviyi yarıda bırakmasıdır. Burada söyleyebileceğimiz şey hastaların doktor tavsiyesine uymaları problemleri bildirmeleri olacaktır.

Egzersizin bu hastalık tedavisinde yeri var mıdır?
Ankilozan spondilit tedavisinde egzersiz yeri doldurulamayacak bir tedavi yöntemidir. Bu hastalarda düzenli egzersiz yapmak hem hastanın bozulan postür, duruşunun düzelmesine, hem hareketliliğin artışına hem de ağrının azalmasına yardımcı olur. Ayrıca düzenli egzersiz yapan hastalarda omurgalarda birleşme ve katılaşmanın yavaşladığı gösterilmiştir. Hastalarımızın bu konuda kendilerine önerdiğimiz egzersizleri düzenli, günlük olarak yapmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz.

Bu ilaçlara, egzersize cevap vermeyen hastalarda yaklaşım nasıl olmaktadır?
Hastaların önemli bir kısmında NSAID’ler tek başına ağrı ve tutukluğun giderilmesinde yeterli olmazlar. Bu durumda seçilmiş hasta gruplarında, örneğin, diz, dirsek, ayak bileği gibi eklem tutulumlarında sülfasalazin, metotrexat gibi ilaçlar verilebilir. Ancak bu ilaçların verilmesine hastaya gore doktor karar verebilir.

Kortizol tedavisinin bu hastalıkta yeri var mıdır?
Kortizol türü ilaçlar ankilozan spondilitte ağrı ve inflamasyonun giderilmesinde işe yarar. Ancak uzun dönem etki, yan etki dengesi göz önünde bulundurulduğunda uzun süreli kullanımları uygun olmaz. Bu ilaçları AS tedavisinde günlük klinik pratikte ancak 1-2 eklemde aktif hastalık varsa eklem içine uygulama veya çok aktif hastalıkta zaman kazanmak amacıyla kısa süreli uygulama şeklinde kullanmayı tercih ediyoruz.

Ankilozan Spondilit için yeni tedavi yöntemleri ve sonuçlar hakkında bilgi verir misiniz?
TNF blokeri dediğimiz yeni grup ilaçlar AS tedavisinde oldukça işe yaramaktadır. Bu tedavi yönteminin kullanımıyla hastalığın tedavisinde önemli bir çığır açılmıştır diyebiliriz. Bu ilaçlar AS’li hastaların önemli bir çoğunluğunda hem ağrı hem de tutukluk yakınmalarını büyük ölçüde gidermektedir. Hastaların çoğu bu tedaviden oldukça memnun kalmaktadır. Ayrıca bu ilaçlar hastalığın barsak, büyük eklem ve göz tutulumu bulguları gibi özelliklerinde de etkilidirler. Ancak omurgada olan kemikleşme, birleşme eğilimini geriletme, durdurma konusundaki etkileri henüz açık değildir, bunun için daha fazla zamana ihtiyaç vardır. Halen ülkemizde kullanımda olan 3 TNF blokeri ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçların verilme şekilleri farklılıklar göstermektedir. Biri hastanede damardan infüzyon şeklinde uygulanırken diğerleri haftada 1 veya 2 haftada 1 cilt altı injeksiyon şeklinde uygulanmaktadır. Uygulama farklılıklarına karşın 3 ilacın etkisi de hemen hemen benzerdir.  Bunlar hastanın durumu, klinik özellikleri göz önüne alınarak hastalara verilmektedir. Sonuçta NSAID ve egzersiz ile yakınmaları gerilmeyen hastalarda bu ilaçlar oldukça etkilidir ve hastalığın seyrini önemli ölçüde değiştirmişlerdir.

Bu ilaçların yan etkileri nelerdir?
Her ilacın olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri vardır. En korkulan yan etki tüberküloz (verem) aktifleşmesidir. Bu nedenle her hastada ilaca başlamadan önce gerekli önlemler alınmaktadır. Hastalara önceden tüberkülozla temasları sorulmakta bunu anlamak için PPD deri testi uygulanmakta ve akciğer grafisi çekilmektedir. Eğer pozitif sonuçlar varsa hastalara once tüberküloz için koruyucu tedavi başlanmakta sonrasında TNF blokerleri verilmektedir. Ayrıca hastalar hem tedavinin başında hem de 3 ayda 1 Göğüs Hastalıkları uzmanı tarafından tüberküloz riski açısından değerlendirilmektedir. Bu önlemler sonrasında tüberküloz riskinin oldukça düşük olduğunu söyleyebilriz. Bunun yanında ilaçlarla çok nadir de olsa lenfoma gibi kanserlerin gelişimi ilişkisi tartışılmaktadır. Ancak bu konu tam aydınlatılmamıştır. Şu an için ilaçların kendi başlarına kanser gelişimi risklerinin ihmal edilecek kadar düşük olduğunu, etkileri, hastaların yaşam kalitelerine etkisi göz önüne alındığında düşük riske sahip olduklarını söyleyebilriz. Burada dile getirmeyi istediğimiz önemli bir nokta AS’li hastalarda TNF blokeri öncesi dönemde yaşam kalitesinin önemli ölçüde bozulduğu, yaşam şartlarının bu hastalar için oldukça zorlaştığı ama ilaç kullanımıyla yaşam kaklitesi, günlük hayat ve uyku vs gibi günlük aktivitelerin bu hastalarda oldukça iyileştiğini söyleyebiliriz.

Diyetin hastalık tedavisinde önemi var mıdır?
Hastalığa özel bir diyet önerisi yoktur. Ancak hastaların dengeli beslenmesini ideal kilolarını muhafaza etmelerini önerebiliriz. 

Hastalık yaşam süresini etkiler mi?
Yaşam kalitesinde bozulmaya karşın hastalık hayat süresinde belirgin bir kısalmaya yol açmaz.

Son olarak hastalara söylemek istediğiniz birşey var mı?
Yeni tedavi yöntemleri ile AS’li hastalar artık daha bağımsız, aktif bir hayat sürdürebilirler. Ancak yine de egzersizlerini aksatmamalıdırlar. Son olarak hastalarımıza düzenli takiplere gelmelerinin kendileri için en önemli şeylerden biri olduğunu ve her türlü problemlerini bizimle paylaşmalarını öneriyoruz. Son önerimiz ise sigarayı bırakmaları!